Tüm Haberler...

David Cronenberg‘in en iyi filmlerinden biri olan Videodrome, Universal‘in yeniden çevrim listesinde. Ünlü yönetmenin yeni projede yer alıp almayacağı ise henüz belli değil. Cronenberg sinemasının en gözde filmlerinden biri olan 1983 tarihli Videodrome‘un yeniden çevrim senaryosu, Skelaton Key‘den hatırlayacağımız Ehren Kruger tarafından yazılıyor. Daha önce başrolünde James Wood‘u eline geçen snuff filmin izini süren bir televizyoncu olarak izlediğimiz filmin senaryosu günümüze aktarılarak güncelleniyor. Yeni Videodrome‘un nano-teknoloji üzerine yoğunlaşacağı ve bilim kurgu öğelerinin daha ortaya çıkarılacağı söyleniyor. Film, Universal‘in öncelik verdiği projelerden biri, bu nedenle çekim aşaması için çok beklenmeyeceği tahmin ediliyor.
Yazan: Editöt / Kategori: Haber
Tarih: 2009-05-10
David Cronenberg‘in en iyi filmlerinden biri olan Videodrome, Universal‘in yeniden çevrim listesinde. Ünlü yönetmenin yeni projede yer alıp almayacağı ise henüz belli değil. Cronenberg sinemasının en gözde filmlerinden biri olan 1983 tarihli Videodrome‘un yeniden çevrim senaryosu, Skelaton Key‘den hatırlayacağımız Ehren Kruger tarafından yazılıyor. Daha önce başrolünde James Wood‘u eline geçen snuff filmin izini süren bir televizyoncu olarak izlediğimiz filmin senaryosu günümüze aktarılarak güncelleniyor. Yeni Videodrome‘un nano-teknoloji üzerine yoğunlaşacağı ve bilim kurgu öğelerinin daha ortaya çıkarılacağı söyleniyor. Film, Un...
Devamı...

Devrim Arabaları filmi, gelen yoğun talep üzerine 1 Mayıs’ta yeniden vizyona girmeye hazırlanırken Sadri Alışık Oyunculuk Ödüllerinden de kuvvet aldı. Filmin başrol oyuncuları, Taner Birsel, Selçuk Yöntem, Altan Gördüm, Halit Ergenç, Serhat Tutumluer, Ali Düşenkalkar ve Onur Ünsal En İyi Erkek Oyuncu ödülüne layık görüldüler. Yönetmenliğini Tolga Örnek‘in üstlendiği Devrim Arabaları 1 Mayıs‘ta yeniden gösterime giriyor! Vizyon sonrasında, yapımcı firma Ekip Film’e, Dağıtım firması Pinema Filmcilik’e ve pek çok sinema işletmesine gelen “Devrim Arabaları tekrar vizyona girsin” talepleri, internette bu doğrultuda çalışan gruplar ve son olarak da ödüller, Devrim Arabaları filminin tekrar vizyona girmesi kararını aldırdı. Devrim Arabaları‘nın Sadri Alışık Ödüllerinin yanı sıra aldığı diğer ödüller: Siyad Ödülleri: En İyi Müzik (Demir Demirkan) Ankara Film Festivali: En İyi Sanat Yönetmeni (Veli Kahraman) Eskişehir Sanat Derneği: En İyi film OETK Özel Ödülü
Yazan: Editör / Kategori: Haber
Tarih: 2009-05-05
Devrim Arabaları filmi, gelen yoğun talep üzerine 1 Mayıs’ta yeniden vizyona girmeye hazırlanırken Sadri Alışık Oyunculuk Ödüllerinden de kuvvet aldı. Filmin başrol oyuncuları, Taner Birsel, Selçuk Yöntem, Altan Gördüm, Halit Ergenç, Serhat Tutumluer, Ali Düşenkalkar ve Onur Ünsal En İyi Erkek Oyuncu ödülüne layık görüldüler. Yönetmenliğini Tolga Örnek‘in üstlendiği Devrim Arabaları 1 Mayıs‘ta yeniden gösterime giriyor! Vizyon sonrasında, yapımcı firma Ekip Film’e, Dağıtım firması Pinema Filmcilik’e ve pek çok sinema işletmesine gelen “Devrim Arabaları tekrar vizyona girsin” talepleri, internette bu doğrultuda çalışan grupl...
Devamı...

Bu yıl 7.si gerçekleştirilen River Run International Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nün sahibi Üç Maymun oldu. Yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın "Üç Maymun" adlı filmi, Kuzey Carolina’da düzenlenen River Run International Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nün sahibi oldu. Bu yıl 7.si gerçekleştirilen ve 22 Nisan’da başlayan festivalde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü ise filmin başrol oyuncusu Hatice Aslan’a verildi. Festival jürisinde Lucas Film’den Eric Besner, yönetmen Jennifer Chambers Lynch, film eleştirmeni Andrew O’Hehir ve Chicago Uluslararası Film Festivali’nin kurucusu ve sanat yönetmeni Michael Kutza yer aldı. Üç Maymun: Küçük zaafların büyük yalanlara dönüşerek parçaladığı bir ailenin gerçeği örtbas ederek her şeye rağmen bir arada kalma çabası. Altından kalkamayacağı acılara ya da sorumluluklara maruz kalmamak adına gerçeği bilmek istememek, onu görmemek, duymamak, hakkında konuşmamak ya da günümüz tabiriyle “Üç Maymun”u oynamak, onun varolduğu gerçeğini ortadan kaldırır mı?
Yazan: Editör / Kategori: Haber
Tarih: 2009-05-05
Bu yıl 7.si gerçekleştirilen River Run International Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nün sahibi Üç Maymun oldu. Yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın "Üç Maymun" adlı filmi, Kuzey Carolina’da düzenlenen River Run International Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nün sahibi oldu. Bu yıl 7.si gerçekleştirilen ve 22 Nisan’da başlayan festivalde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü ise filmin başrol oyuncusu Hatice Aslan’a verildi. Festival jürisinde Lucas Film’den Eric Besner, yönetmen Jennifer Chambers Lynch, film eleştirmeni Andrew O’Hehir ve Chicago Uluslararası Film Festivali’nin kurucusu ve sanat yönetmeni Michael Kutza yer aldı. Üç May...
Devamı...

İstanbul Modern Sinema, üniversitelerin kısa film festivallerinde finale kalan ve ödül kazanan filmlere ev sahipliği yapıyor. Genç yönetmenleri destekleme amacı taşıyan etkinlikte ilk olarak Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İTÜ’nün düzenlediği kısa film festivallerinden filmler gösterime sunulacak. Müşfik Kenter, Tolga Çevik, Yeşim Ceren Bozoğlu ve Şehsuvar Aktaş gibi deneyimli oyuncuların yer aldığı filmler izleyiciyle buluşurken, ayrıca çeşitli ulusal ve uluslararası festivallerde ödül alan ya da ön elemeyi geçen fimler de gösterilecek. Türkiye ve dünyadan emekçilerin yaşamlarını ve mücadele deneyimlerini izleyicilerle buluşturmak ve ülkemizde işçi filmi üretimini özendirmek amaçlarıyla hayata geçirilen Festival, düzenleyen ve destekleyen sendika, meslek odası gibi kuruluşların sayısının her yıl artması; her sene bir öncekinden daha fazla izleyiciye ulaşmasıyla gittikçe güçlenmektedir. Bu yıl Festival, Halkevleri, Sine-Sen (DİSK), Dev Sağlık-İş (DİSK), Birleşik Metal-İş (DİSK), Hava-İş (TÜRK-İŞ), Petrol-İş (TÜRK-İŞ), Ses (KESK), Sendika.Org ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) tarafından düzenlenmektedir. Festival bu yıl “Biz başka dünya isteriz “ temasıyla kriz, işsizlik, güvencesizlik, mücadele dolu emek öykülerini beyaz perdeye yansıtacaktır. Filmlerin gösterimi sadece salonlarla sınırlı kalmayacak; mahallelere, işyerlerine ve sendikalara uzanacak ve izleyiciler işçi filmleriyle buralarda yapılacak özel gösterimler aracılığıyla da buluşabilecektir. Tüm gösterimler her yıl olduğu gibi bu yıl da ücretsiz olarak yapılacaktır. Festivalin açılışı 2 Mayıs 2009 Cumartesi akşamı İstanbul Beyoğlu Yeni Melek Gösteri Merkezi’nde, 1990-1991 yıllarındaki büyük Zonguldak grevi ve yürüyüşünü konu edinen "Yüzbin Kişiydiler" belgeselinin gösterimiyle yapılacaktır. Saat 19.30‘de başlayacak açılış gecesinde ayrıca sinema emekçilerine, işçi filmlerine emeği geçmiş oyuncu, yönetmen ve emek dostlarına teşekkür plaketleri verilecektir. Açılış gecesine yurt dışından sürpriz 2 yönetmen konuk katılacaktır. Gecenin sunuculuğunu oyuncu Bennu Yıldırımlar yapacaktır. Film gösterimleri gibi açılış gecesine katılım da ücretsizdir. Filmler ve Gösterimler Festivalde bu yıl dünyanın dört bir köşesinden 12’si uzun metraj, 38’i ise belgesel olmak üzere toplam 50 film gösterilecektir. Gösterimler İstanbul‘da, Fransız Kültür Merkezi, Beyoğlu Yeşilçam Sineması, Halkevi İstanbul Merkez Şubesi, Kazım Koyuncu Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Ankara’daki gösterimler Alman Kültür Merkezi’nde ve Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenecektir. İzmirli izleyiciler ise Dr. Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nden, Alsancak Kültür Merkezi’nden, Gültepe Halkevi’nden ve Çiğli Halkevi’den takip edebilecektir. Ayrıca üç kentte de birçok mahalle, sendika ve işyerinde özel gösterimler gerçekleştirilecektir. Britanyalı usta sinemacı Ken Loach’un son filmi “İşte Özgür Dünya”, İranlı yönetmen Bahman Gobadhi’nin “Sarhoş Atlar Zamanı”, Finlandiyalı yönetmen Aki Kaurismaki’nin işçi üçlemesinin ikincisi olan “Ariel”, Kanada’da yaşayan Türk Yönetmen İshak Işıtan’ın Arjantin’deki işgal fabrikalarını anlatan filmi “Brukmanlı Kadınlar”, Robert Guediguian’ın “Şehir Sakin” isimli filmi, Özcan Alper’in yönettiği “Sonbahar” bu seneki filmlerden sadece bazılarıdır. Bunlara ek olarak Güney Kore’den bir işçi filmi olan “Hello! Mr. Huh Dae-soo”, Küba’dan bakılarak yapılmış bir film olan “Guantanamo”, Bolivya’dan “Cocalero” isimli yapım, Köy Enstitüleri üzerine yapılmış bir film olan “Mandolinli Kız”, Yavuz Özkan’ın “Demiryol”u, Şerif Gören’in “Almanya Acı Vatan” filmi, Duygu Sağıroğlu’nun “Bitmeyen Yol”u ve Çağrı Kınıkoğlu ile Gloria Rolando’nun yönettiği “Nazım‘ın Küba Seyahati” ise festival kapsamında yer alan diğer yapımlar olarak sıralanabilir. Festival kapsamında geçen senelerde olduğu gibi bu sene de film gösterimleri dışında atölye çalışmaları, paneller ve yönetmenlerin katılımlarıyla gerçekleştirilecek olan söyleşiler de düz
Yazan: Editör / Kategori: Haber
Tarih: 2009-05-05
İstanbul Modern Sinema, üniversitelerin kısa film festivallerinde finale kalan ve ödül kazanan filmlere ev sahipliği yapıyor. Genç yönetmenleri destekleme amacı taşıyan etkinlikte ilk olarak Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İTÜ’nün düzenlediği kısa film festivallerinden filmler gösterime sunulacak. Müşfik Kenter, Tolga Çevik, Yeşim Ceren Bozoğlu ve Şehsuvar Aktaş gibi deneyimli oyuncuların yer aldığı filmler izleyiciyle buluşurken, ayrıca çeşitli ulusal ve uluslararası festivallerde ödül alan ya da ön elemeyi geçen fimler de gösterilecek. Türkiye ve dünyadan emekçilerin yaşamlarını ve mücadel...
Devamı...

Woody Allen’ın 1983 yapımı Zelig filmi bir sahte belgesel (mockumentary) olarak çekilmiştir. Zelig filmi, kişiliksizliğin doruklarında olan Leonard Zelig’in hikayesini anlatır. Konuştuğu veya yakınında bulunduğu kişinin bir kopyasına dönüşür. Bukalemundur. Bu durumu sadece kişilikte kalmaz, zayıf bir insan yanına geldiğinde zayıflamaya başlar. Yanına doktor geldiğinde kendisini doktor olarak tanıtır. Leonard Zelig Yahudi bir ailenin çocuğudur. Film İkinci Dünya Savaşı sırasında geçmektedir ve Yahudi düşmanlığı da had safhadadır. Bütün arkadaşları onu dışlamakta, ailesi de ona sürekli baskı yapmaktadır. Her şey, öğretmeninin ona Moby Dick kitabını okuyup okumadığını sormasıyla başlar. Panikleyen Zelig, yalan söyler ve okuduğunu anlatır öğretmenine. Ardından kitap ile ilgili her şeyi anlatmaya başlar hiç okumamasına rağmen. Filmde Zelig’in çocukluğunda yaşadığı baskılar için şöyle diyorlar; Ailesi ona kızdığında onu dolaba kapatırdı, gerçekten kızdıklarında ise dolaba onlarla birlikte girerlerdi. Ardından yetişkin Zelig kendisini hastanede bulur. Psikiyatrist Dr. Eudora Fletcher (Mia Farrow) ile konuşan Zelig kendisini psikiyatrist olarak tanıtır. Ve psikiyatri dünyasından konuşmaya başlarlar. Zelig’in yanına siyah bir insan getirildiğinde teni kararmaya başlar. Şişman bir insan getirildiğinde kilo almaya başlar. İnsanların onunla alay etmesinden, dışlanmaktan çekinen Zelig kendisini çevresindekilere benzetmektedir. Ardından olay medyaya yansıyınca Zelig toplumsal bir fenomene dönüşür. Bütün ülke artık onu tanımaktadır. Chaplin ile tanışır, gazetelere çıkar insanlar onu görmeye gelir. Herkes tarafından tanınmaktadır. Bukalemun özelliğini göstermek için farklı kültürlerden (Kızılderili örneğin) insanlar yanına getirilir. Zelig olaylardan habersizdir. Her gün farklı bir kişidir. Fakat psikiyatristi onu tedavi etmekte kararlıdır. Daha sonra evleneceği bu kadın ona seanslarından birinde, kendisinin psikiyatrist olduğunu söyleyen Zelig’e aslında psikiyatrist olmadığını, karaktersiz olduğunu ve Zelig’e iyi görünebilmek için kendisinin psikiyatrist olduğunu söylediğini söyler. Bu Zelig’de büyük etki yaratır ve kendisini kaybetmeye başlar. Bayılır ve bu sayede hipnoz tedavisi kolaylaşır. Filmin sonlarında olaya Hitler’in de dahil olduğu film sık sık Freud’a gönderme yapıyor. Psikiyatri konusu ile ilgilenenlerin çok zevk alacağı bir film. Woody Allen İkinci Dünya Savaşı sırasında geçen olayları, belgesel gibi anlatıyor. Filmin görüntülerinin eski gözükmesi için, siyah beyaz filmin üzerinde tepindiklerini, elleri ile buruşturduklarını söylüyor. On iki yaşındaydım. Bir sinagoga gidiyordum. Hahama hayatın anlamını soruyorum, bana hayatın anlamını söylüyor. Ama İbranice olarak. İbranice bilmiyorum. Bana 600 dolar karşılığında İbranice dersi vermek istiyor.
Yazan: Editör / Kategori: Haber
Tarih: 2009-05-05
Woody Allen’ın 1983 yapımı Zelig filmi bir sahte belgesel (mockumentary) olarak çekilmiştir. Zelig filmi, kişiliksizliğin doruklarında olan Leonard Zelig’in hikayesini anlatır. Konuştuğu veya yakınında bulunduğu kişinin bir kopyasına dönüşür. Bukalemundur. Bu durumu sadece kişilikte kalmaz, zayıf bir insan yanına geldiğinde zayıflamaya başlar. Yanına doktor geldiğinde kendisini doktor olarak tanıtır. Leonard Zelig Yahudi bir ailenin çocuğudur. Film İkinci Dünya Savaşı sırasında geçmektedir ve Yahudi düşmanlığı da had safhadadır. Bütün arkadaşları onu dışlamakta, ailesi de ona sürekli baskı yapmaktadır. Her şey, öğretmeninin ona ...
Devamı...

Eğer elinizde ilginç bir senaryo varsa ve bunu filme çekmek istiyorsanız, bu olanağı değerlendirebilirsiniz. TRT gençlere ücretsiz kamera, kamera ekibi, ses, kurgu, seslendirme gibi olanaklar sunuyor. Adres: GENÇ SİNEMACILAR TRT Genel Müdürlüğü Çocuk ve Gençlik Programları Müdürlüğü C Blok Kat : 6 No : 634 Oran ANKARA Program sorumlusu : Ömer Faruk KUTLU Tel: 0312.4632931 veya 32 Cep: 0535 358 80 81
Yazan: / Kategori: Haber
Tarih: 2009-02-24
Eğer elinizde ilginç bir senaryo varsa ve bunu filme çekmek istiyorsanız, bu olanağı değerlendirebilirsiniz. TRT gençlere ücretsiz kamera, kamera ekibi, ses, kurgu, seslendirme gibi olanaklar sunuyor. Adres: GENÇ SİNEMACILAR TRT Genel Müdürlüğü Çocuk ve Gençlik Programları Müdürlüğü C Blok Kat : 6 No : 634 Oran ANKARA Program sorumlusu : Ömer Faruk KUTLU Tel: 0312.4632931 veya 32 Cep: 0535 358 80 81